ARŞİV
PİYASALAR
DOLAR
5,3338
EURO
6,0634
IMKB
62.336
ALTIN
219,367
ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
LİNK BANKASI
GAZETELER

HAVA DURUMU
Aydın7/11 ºC
Ankara2/6 ºC
İstanbul5/12 ºC
İzmir6/12 ºC
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Entelköy,Efeköy'e karşı"...
06 Aralık 2011 / 09:37
ENTELKÖY,EFEKÖY'E KARŞIDA BU KEZ ENTELLERLE KÖYLÜLERİ KARŞI KARŞIYA GETİRİYOR.

  İlk uzun metraj filmi 'Dondurmam Gaymak' ile küçük bir dondurmacının büyük markalara karşı verdiği mücadeleyi anlatan yönetmen Yüksel Aksu, cuma günü gösterime giren ikinci filmi 'Entelköy Efeköy'e Karşı'da bu kez entellerle köylüleri karşı karşıya getiriyor. 'Bol organik filmi'ndeki küfürleri, Claudia Roth'u oyunculuğa nasıl ikna ettiğini ve 'kırdım' dediği önyargıları anlatan yönetmen, neden entellerin tarafını tuttuğuna ise farklı bir yorum getirdi. Kendisine filmde 'Yeter gari! Sen sus da filmi izleyelim...' diyen Koca Ana gibi kayıt cihazını açtık ve sözü Yüksel Aksu'ya bıraktık.

Klasik 'yapımcılık' anlayışına karşısınız. Nasıl oldu da Galata Film ile çekmeye karar verdiniz?

Klasik bir yapım biçimi istemiyorum. Yani 'al parayı, git filmi çek gel.' sonra da 'hadi uğurlar olsun'u yapabilen birisi değilim. Benim için sinema bir şenlik, bir ritüele dönüyor. Filmin önermesiyle yapımı arasında bir paralellik olduğuna inanan birisiyim. Yapım biçiminin de bir estetiğinin olduğunu düşündüğüm için bunun sinerjisinin eski dilde duasının veya bedduasının, yansıyacağını düşünüyorum.

'Yüksel Aksu muhabbeti' oradan mı geliyor?

Kamera rol çalmamalıydı, ben de bu filmde çaldırtmadım. 'Estetiğin estetiğini' seviyorum. Stilli oyunlar, tiratlar, kamera hareketleri... Bunlar güzel, ancak bu filmde gitmezdi. Bu film biraz çürük armudun tadı, çürük armudun lezzeti...

Çürüğü çarığıyla zevkli, organik bir film olmuş...

Ege'nin sıcaklığı, genel olarak Türkiye'nin ısısı geçsin istedim.

'MERKEL GELSE İSTEMEZDİM'

Kültür bakanı rolü için bakanı aradınız mı?

Eski Kültür Bakanı Atilla Koç'u aradım. İnceden hevesliydi. Fakat onu oynayan Yüksel abi konservatuvar mezunudur. Claudia Roth aynı zamanda 70'li yıllarda Bavyera'da ciddi ciddi tiyatro yapmış birisidir. Merkel gelse istemezdim.

Entelköy ile Efeköy'ü karşılaştırırken doğulu-batılı karşılaştırması mı yapmaya çalıştınız?

Karşı karşıyadan ziyade yan yanalık daha doğru bir tanımlama diye düşünüyorum. Doğululuk ve Batılılık bu coğrafyada yan yana.

Entel mi yoksa Efe misiniz?

Ben ikisiyim. Bu coğrafyada anama küfredildiği için 'Neden ediyorsunuz beyefendi, küfür neyi çözer?' diyemiyorum. 'Ben de seninkini...' diye doğrulduğum oluyor. Ama hayvan hakkı, insan hakkı mücadelesinde de atbaşı gidenlerdenim.

Entel-köylü karşılaşmasında taraf tutmadınız mı?

Entellerden yana tuttum. Çünkü; Türkiye'de 80'li yıllardan beri gündelik hayatta fazlaca köylülük hakimiyeti var. Koca bir metropol, 20 milyon. Bunun 15 milyonu köylü gibi yaşıyor. Yere tükürüyor. Çöp atıyorlar her yere... Köylü demek de yanlış. Dünya algısı ve bakış açısı.

Enteller köy kurmak yerine köylüyle birlikte yaşasalardı?

Daha fazla çatışma çıkardı. Ne entel orada rahat ederdi ne de köylü... Filmin bu etabından sonra rahat edebilir. Çünkü ulusallık ve yerellik gibi kavramları tersyüz ettik. Biz birlikte türkü söyleyebiliriz... Nitekim söylettim de.

Finalde filmin önermesini neden söylettiniz?

Bu bir ortaoyunu kalıbı. Brecht'in kalıbı; ön deyiş-son deyiş... Filmi sadece okumuş yazmışlara yapmadım. Kadim gösteri gelenekleri buradan çıkıyor. Bir buçuk saat hikâye anlatıyor, sonunda da 'bu hikâyeden kulağımıza küpe olacak şey şudur' deyip filmi kısaca özetliyor.

Küfürler rahatsız eder mi seyirciyi?

Küfür varoşta şiddet, taşrada bir bağlaçtır. Tonlamalar ve nasıl kullandığına bakar. Küfrün tedavülüne göre değişir. Tabu ve taassubun olduğu yerde küfür olur. Bir de bastırılmışın ifşası komiktir. Satirlerin hepsi küfürlü konuşur. Nasrettin Hoca'nın özgün fıkralarında da vardır küfür. Ben orta sınıf ahlakına değil, hayata sorumluyum. Tarihe sorumluyum. 100 yıl sonra bir tarihçi benim metnime baktığı zaman bu dönemde küfür varmış, yok olmuş demeli. Ahlaken ben karşıyım küfre. Ama benim karakterim küfürbaz. Ege köyünde büyümüş, Elysse sarayında değil.

Filmde önyargıları kırdınız. Bunu toplum nasıl algılar?

Anarşisti, enteli danteli, dinlisi dinsizi, berduşu, iti-kopuğu, sosyalisti, komünisti, beraber yaşamak zor bir şey değil. Bir deprem geliyor, seçmiyor. Toplumda bir hoşgörü var. Bir şekilde Mevlânâ'nın 'ne olursan gel' sözü, tedavülde. En azından kendi coğrafyamdan biliyorum. Alt katta Alevi, üst katta 5 vakit namazında adam. Bunların yerli yersiz kavga etmediğinin tanığıyım ben.

Toplum entellere neden gıcık, anlamıyorum!

'Entel' dediğimiz küpeli ve uzun saçlı olarak karikatürize ettiğimiz bu çocuklar, hiçbir zaman çete kurmadı. Doğayı katletmedi. Yolsuzluk yapmadı. Yere tükürmedi, çöp atmadı. Bu adamlara toplum neden bu kadar gıcık? Biraz okumuş yazmış, biraz farklı düşünen, yaşamaya çalışan insanlara karşı şiddet üretimi. Entel 80'lerin kavramı oldu, ama hâlâ sürüyor. Magandalık şiddeti bu insanlar üzerinde sürüyor. Bu insanlar da komple masum mu, değil tabii.

Yılın dikkate değer kitapları

Kitap Zamanı, yılın 'dikkate değer' kitaplarının listesini yaptı. 2011'in listesinde 40 kitap var. Yarısı şiir, öykü kitaplarından ve romanlardan, yarısı da kurgu dışı eserlerden oluşan liste, okura yılın önemli kitaplarından bazılarını hatırlatıyor. Kitap Zamanı'nın söyleşi konuğu şair Bejan Matur. Şiirlerini tek tek yayımlama bahtiyarlığına erişen Matur, şiir yolculuğunu şöyle özetliyor: 'Bir taş kadar fasılasız bir şiir yazmanın derdindeyim'. Bir kitabın hikâyesi, verimli bir 'aşk öyküsü' ile sürüyor. Nazan Bekiroğlu, Şair Nigâr Hanım kitabının tereddütlü, mesafeli, zamandan ve mekândan azade hikâyesini anlatıyor. Enis Batur'un, okuru göstergeler dünyasına sürüklediği yeni kitabı Tilki'yi Ömer Ayhan değerlendiriyor. Amerikan öykücülüğünün özgün isimlerinden Raymond Carver'in şiir kitabı Bilmezsiniz Aşk Nedir'i Selim Çağlar inceliyor. Ahmet Turan Alkan, İstiklâl Mahkemeleri ve Sivas'ta Şapka İnkılâbı Duruşmaları adlı kitabında, arşivlerde hakkında çok sayıda bilgi bulunmasına rağmen hâlâ karanlık kalmış bir döneme ışık tutuyor. Emily Dickinson'ın 101 şiiri, Dost Körpe'nin çevirisiyle Emily Dickinson'dan Seçme Şiirler adıyla yayımladı. Kitap, şiirleri ölümünden sonra dolaşıma giren münzevi şairin dünyasına ilişkin yeterince ipucu veriyor. Daha pek çok 'dikkate değer' okumalar, yarın Zaman'la birlikte verilecek olan Kitap Zamanı'nda... KÜLTÜR-SANAT

Necatigil ödülü şiir bekliyor

1979 yılında kaybettiğimiz şair Behçet Necatigil anısına düzenlenen Necatigil Şiir Ödülü için başvurular başladı. Ödüle, Mart 2011 ile Şubat 2012 tarihleri arasında yayımlanan şiir kitapları aday olabiliyor. Seçici kurul Cevat Çapan, Refik Durbaş, Turgay Fişekçi, Doğan Hızlan, Mehmet Taner, Tahsin Yücel ve Necatigil ailesinin bir temsilcisinden oluşuyor. Adaylar 15 Mart 2012'ye kadar eserlerini ve kısa özgeçmişlerini "P.K. 109, 34349 Beşiktaş / İstanbul" adresine gönderebilir. 2 bin TL'lik ödül, şairin doğum yıldönümü olan 16 Nisan 2012'de verilecek.

 

 

 

DİĞER HABERLER
YAZARLAR
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
GÜNCEL
POSTA LİSTESİ